28 Kasım 2012 Çarşamba

Bir video ve bendeki çağrışımları

Geçen gün bir videoya denk geldim, Twitter'da paylaşılmıştı sanırım. Biraz yazmak istedim.


Video linki: (1) veya (2)


Uyku sorunları yaşayan biri olarak dün gece sabaha karşı defalarca izledim bu çekimi. Bendeki notlar şöyle:
  1. Adnan Oktar, efsanevi bir aktör olabilirmiş. En zor karelerde bile ısrarla bir jön.

  2. Bir kez daha anladım ki; erkek cıvıtmadığı sürece, isterse masada sadece 1 erkek ve çok sayıda şen şakrak kadın olsun, sonuç cıvıklık olmuyor.

  3. Kendimi bildim bileli, "oyun havası" denen şeye tahammülüm çok düşük oldu. Kısa ve net, tartışmasız. Çocukluğumdan beri düğünler işkence gibi oldu bana. Ve ilk defa burada çalan parçayı iki dakika süreyle sıkılmadan, öff'lenmeden, sesi kısmadan ve kaçmadan dinledim. İlktir. Not düşmek istedim.

    Özellikle son günlerde Fazıl Say'ın da "Arabesk" çıkışlarıyla, sürekli müzik türlerinden bahsediyor, yaftalıyor-bölüyor-çarpıyoruz ama pek enstrumanlardan, notalardan, eser içi zıtlıkların uyumundan bahsetmiyoruz. Yaptığımız hiç bir tartışmanın hakkını vermiyoruz aslında.
    Mesela son yıllarda Cezayir ve Mısır kökenli öyle müziklere denk geldim ki, Arabesk olduklarına inanamadım! Aşina olduğumuz arabesk bu değildi çünkü. Bizdeki arabesk tınısı, İbrahim Tatlıses'in sözleriyle "tencere-tava sesi gibi".
    Veya Avrupa'daki alternatif bazı grupların arabesk çalgılarla seslendirdikleri ilahi-ağıtlar var, Catherine Braslavsky-Joseph Rowe çifti gibi. Veya benim düşsel dünyamda özel bir yeri olan Fransız besteci Debussy'nin Arabesk adını verdiği piano sonatları vardır. Klarnet ve piano ile icra edilen klasik müzik eserleri vardır.
    Yeri geldiğinde buraya eklemelerim sürebilir.

  4. Ortadoğu esrarengiz bir evren, çok acayip yetenekler-kaynaklar var, bizse döne döne hep aynı lafları ediyoruz.
    20'li yaşlarımda diyordum ki, eğer gerçek bir sinemamız olsaydı ve sinema sektörümüz, Hollywood'daki gibi yetenekleri keşfetme hikayelerimiz de olur muydu? Ne zaman Sultanlar ve Tek adamlar dönemini bitirip bu yelpazeyi ve gökkuşağını açacağız?

  5. Son günlerde öyle bir çizgideyim ki hem düşüyorum hem de ümitliyim. Karamsarlık ağır gelmeye başladığında bu videoyu açıp izliyorum, dağılıyor.
    Şimdi hep birlikte -sessizce- söyleyelim:
    "Angara'nın bağları da büklüm büklüm yolları
    Ne zaman serhoş oldun da galdıramıyon golları?
    "

25 Kasım 2012 Pazar

Bir Kadın, Bin Hayret


Kadının adı:   Dilber Ay
Sesi ve türküleriyle meşhur olmuş.
"Memleketin gelmiş geçmiş en yürekli seslerinden" diyor müzik eleştirmeni Naim Dilmener.
"Çok dürüst/mert/doğrucu olduğu soylenmiştir hep."

Köyden-kente-şarkıcılığa, onlarca albüm ve şöhretten Almanya'da hapislere zigzaglı bir hayatı ve kendine has bir neşesi-acısı var.
Ama benim onu konu etmedeki meselem başka.

TV8'de yayınlanan Cengiz Semercioğlu'nun "Böyle Bir Şey Var Mı?" programına katıldı geçenlerde. Yayın sırasında gergin anlar yaşandı.
Dilber Ay'ın bazı şarkılarında arada şiirler okuyan eşi de programa konuktu. "Kaç evlilik yaptınız?" diye sorulduğunda bakın neler oldu:

Video Linki


-Şaşırdım, dumur oldum!-
Galiba Tanrı kadınları yaratırken, çok azının da olsa ruhuna büyük sürprizler yerleştirmiş. Denk gelince mayına basmış gibi oluyoruz.
Kadın hem arıza hem de Deli & Delikanlıymış.
_"Bana öyle soru soracak adam daha anasından doğmadı! Sonra eşimin yanında bana böyle bir soru soruluyor."

İşte burası da zıtlıklar diyarı. Her tür vıcık vıcık sorumsuyu, çamuru dört köşe cevaplayan süt liman Şöhretlerimiz var bir de!
Neler görmedik/görmüyoruz ki?
Cengiz S.'nin bir şey olmamış, bir tatsızlık yokmuş gibi işi normalleştirme çabaları ise inanılmaz ve soğukkanlı. Hayatının dersini almış oysa :)

Merak edenler, Dilber Ay'ın CNN Türk'te Mesut Yar'ın programındaki konuşmalarına yer veren şu iki videoya da bir göz atsınlar, ilginç sohbetler var:
http://video.cnnturk.com/2012/magazin/11/23/bu-hikayeyi-hic-duymadiniz
http://video.cnnturk.com/2012/magazin/11/23/dilber-ay-neden-cezaevine-girdi

21 Kasım 2012 Çarşamba

Kemalistler, Kafatasçı Milliyetçiler ve İsrail'deki Naziler

Kemalizm, milliyetçilik, bayrak fetişizmi, İttihatçılık üzerine tepkilerimi, ifade gücüm el verdiğince yansıtmaya çalıştım bu blogda. Ama sadece bizden ve buradan bahsettim. Halbuki ne milliyetçilik ne de soykırım kimsenin tekelinde, ve hiçbir ırkın da elleri temiz değil. Bugün olduğu gibi.
Almanlar mesela... Bu kadar hayran olduğum Almanların ne kadar ırkçı olduklarını sezmeye başladığımda sarsıldığımı söylemeliyim. Geçmişteki yüz kızartıcı suçları (Holokost) yüzünden görüşlerini yüksek sesle dile getir(e)memeleri, bu kafatasçı damarın yok olmasından değil. Mümkün değil, ne kadar el uzatsanız da onların kafalarındaki o yüksek duvarı aşabilmek. Bu kalıba uymayan çok az sayıdaki Alman tanıdıklarımın ortak noktası sevgi idi ve acı ile terbiye edilmiş aile hikayeleri. Onlar için dua ediyorum.

Amerikalılar? Irak halkını pislik gibi gördüklerini, sanki gül bahçesi gibi sembolize ettikleri demokrasiyi oralara götürmek için yolladıkları askerlerine tebessüm değil mukavemet gösteren bu yerli halkı "terörist" olarak gördüklerini ve nefretlerini gizlemiyor zaten muhafazakar Amerikalılar.

"Terör" joker bir kelime zaten. En son Mavi Marmara'da öldürülen Türk vatandaşlarının İsrailce "terörist" ilan edildiklerini duyduğumda ve onları öldürenlerin "kahraman", neden şaşırmıştım ki?
Mavi Marmara olayı sebebiyle yabancı siteleri inceledikçe İsrailli Yahudilerin kafatasçı yüzü ile de karşılaştım. İman ve slogandan ibaretti dünyaları. "Biz seçilmiş ırkız. İstediğimizi davar sürüsü gibi öldürürüz, yine de ellerimiz gül kokar." Denk geldiğim bir yorumdu bu.   Herhalde biri bana "Terör'ün tanımını yap, kısa olsun ve o ruhu yansıtsın" dese bu cümleyi seçerim.
Görüşlerini, tepkilerini, öneri ve hayallerini okudukça gitgide total bir hayal kırıklığına dönüşen İsrailli Yahudiler...

Aşağıda İsrail'in kafatasçı milliyetçileri merkezli bir video var. "İşte İsrail'in İttihatçı-Kemalistleri. Adam Gazzelilere 'Geberin Rum tohumları, buralar Türk toprağıdır' falan diyor.." şeklinde yorumlamıştı bu görüntüleri gazeteci Serdar Kaya Twitter'da.
Anladığım kadarıyla, Gazze'ye karşı 14 Kasım 2012'de başlatılan İsrail operasyonunu protesto etmek için toplanan solcuları protesto etmek için toplanan sağcı milliyetçi bir grup. Aslında onların dillerini bilmesek de ne dediklerini biliyoruz, sadece farklı kelimelerle söylüyorlar. Bir kaç dakikalık, İngilizce altyazılı, çok tepkiler alan bir video.
(Tam paylaşacaktım ki Copyright gerekçesi ile ulaşılamıyor :(   Linki şu idi: Voices from Israel - http://www.youtube.com/watch?v=hZP1Pe3J2Dc)


Bir siyasetçi önderliğinde akşamın karanlığında toplanmış bir Yahudi grup, İsrail'in silahlı kuvvetleri olan IDF'den Gazzelilerin kıçını tekmelemesi, Netanyahu'ya çağrı: Gazze'ye ekmek verme, hijyenik temizlik yap, ..., tüm solcuların hainler olarak Gazze'ye sürülmesi ve ortak kaderi paylaşması gibi fevkalade tespitler, sloganlar ve isteklerin olduğu bu görüntüler, "Milliyetçilik nedir?"i anlatmak için çok verimli olacaktı oysa.
Neyse ki Ariel Şaron'un oğlu Gilad Şaron var: "Gazze'yi dümdüz etmeliyiz (Flatten all of Gaza)" diye yazdı Jerusalem Post'ta. Yetinmedi, Hiroşima ve Nagazaki'yi örnek gösterdi. Arada "Bütün Filistinliler öldürülmeli, çünkü hiçbiri masum değil" diyenler oluyor. Zaten operasyona da Tevrat'tan isim vermiş, Tanrı adına savaşan bir devletleri var. Hal böyle olunca, Gazze'de ölenler çocuk ve sivil olsa dahi öldürülenlerin çoğunun bunu hak ettiğini söyledi Danny Ayalon. ("Most killed in Gaza deserved it even though they were children and civilians".)

Çok haklı bir davaları varmış gerçekten. Sadece Gazze'de katliam dahi yetmiyor nefretlerini yatıştırmaya, kendilerini de bölmüş ve dışlamış, "İçimizdeki İrlandalılar" düzeyine de yaklaşmışlar.
Aklıma hemen Nazilerin, Yahudilere uyguladığı yok edici politikaları desteklemeyen Alman ırkı mensuplarına yaptıkları geldi. Şimdi Yahudiler nereden ödünç aldılar acaba bu Nazi kafasını? Belki de hep vardı, bir atasözümüzdeki gibi: "Çivi çiviyi söker."

Ve işte İsrail: Ortadoğu'nun en ileri, en örnek ülkesi!  "Ortadoğu'daki en yüksek demokrasi."
En iyinin hali böyle yani dostlar. Diğerlerini artık siz tahmin edin.
Demek ki bilim ve ekonomik gelişmişlik de bir yere kadar. İnsan sevgisi olmayınca, milliyetçilik ve militarizmin gölgesindeki toplumlar yine aynı noktada eşitleniyor. Gerçekten sevginin insanlığın yegane umudu olduğunu düşünmeye başladım, asıl yüceltilecek değer bu.

Ve Ortadoğu: Üç beş çapulcudan nasıl koca bir terör örgütü yaratılır, bu konunun uzmanı gerçekten. Ahmet Altan bugünki yazısında şöyle diyordu:
"Ortadoğu'nun garip ve tehlikeli bir büyüsü, bir anlamda bir laneti var sanıyorum. Avrupa'nın sanatında, felsefesinde, biliminde büyük yer tutan Yahudiler, Ortadoğu'ya gelince sanki yeniden geçmişe döndüler, Ortadoğu'nun Ortadoğulu bir parçası oldular."
("Son bir savaş" 21 Kasım 2012, Taraf)

(Bu yazıyı yayınladığım saatlerde, İsrail-Gazze arası ateşkes ilan edilmiş bulunmakta. Bir yanda seçilmiş ırkın milliyetçileri, diğer yanda kafa yapısı yüzyıllar öncesine ait fanatik İslamcıları ve yaşayan öfkeler... )

19 Kasım 2012 Pazartesi

İSRAİL / ISRAEL


Doğu Akdeniz kıyısında küçük, dar bir toprak parçası. Yüzyıllar, hatta binyıllardır

"Bu toprak benim / This land is mine,
Tanrı onu bana verdi / God gave it to me"


diyerek halkların sahibi olmak için birbirini kestiği bir ölüm diyarı.

Bu çizgi videoda tarihi özet geçilmiş:



http://youtu.be/4pKMV6e5kEo


EDIT: "Jewish Voice For Peace" organizasyonu tarafından hazırlanmış bir animasyonu da eklemek istedim. Bu videoda İsrail'deki Filistinlilerin durumu ve mülteciler sorunu işlenmiş. Dili İngilizce. Bir ara içinde geçen bazı kelimeleri ekleyerek izleyenlere kolaylık sağlamaya çalışabilirim.



15 Kasım 2012 Perşembe

Ortadoğu'da Savaş

Ortadoğu ve Arap Dünyası üzerine son aylardaki bazı kilit kelimeler şunlar:
"Arap baharı", Tunus, Mısır, Libya, Hüsnü Mübarek, Müslüman Kardeşler (İhvan),   NATO,   Kaddafi,   Suriye, Esad/Esed, Kürdistan, ÖSO (Özgür Suriye Ordusu),   terörizm, İsrail,   Katar, IŞİD/ISIS,   olası İran Savaşı...


Suriye'de: Arap Baharı'nın etkisiyle devrilen diktatörlerin ülkelerinden ilham alan Beşşar Esed karşıtı muhalifler, silahlanarak çatışmalar sürecine girdi. Mart 2011'de başlayan olaylarda muhalefet amacını Esed rejimini devirmek ve Özgür Suriye devletini kurmak için Suriye Silahlı Kuvvetleri'ne karşı silahlı isyan olarak ortaya koydu. Her iki taraf da büyük askeri ve ekonomik dış destek almakta.
Güney sınırlarımızdaki bu gibi pek çok dış gelişmeye, Suriye meselesini hafife alarak "oldu bitti"ye getirmeye çalışıp, olası iktidar değişiminin getirilerini toplamaya niyetlenen siyasi iktidarın süre uzadıkça gittikçe artan ve hizipleşen Esad karşıtı söylemleri bir anda "Suriye'ye savaş!" ihtimaline dönüştü. Türk halkının çoğu Suriye ile savaşmak fikrinden rahatsız görebildiğim kadarıyla, ama tabi savaş lobisi ve gerekçeleri de vardı.


Derken: Suriye'de düşürülen uçağımız veya Suriye'nin düşürdüğü uçağımız. Ve kayıp, haber alınamayan pilotlar...? (Neyin ne olduğunu bilmiyoruz. Dış İşleri başka, Amerikan basını başka, El Cezire başka şeyler söyledi. 22 Haziran öğlesinde Hatay yakınlarında düşürülen F4 tipi savaş uçağımız ile ilgili daha önceki blog yazım
için bkz)
Akçakale'ye top atışları ve ölülerimiz, yaralılarımız...
(3 Ekim 2012- Suriye'de sınıra yakın çatışmalar sırasında Akçakale'ye top mermisi düştü: 5 ölü, çok sayıda yaralı.
4 Ekim 2012- Suriye'ye sınır ötesi operasyon tezkeresi Meclis'ten geçti.
AKP ile MHP birlikte tezkereyi geçirdi.)


Suriye iç savaşında ölüler, iki ordunun ateşi arasında kalan siviller... Suriyeli mülteciler ve Türkiye kampları...
Resmi açıklamalara göre bugün 120 bin mültecinin ülkemizde bulunduğu söyleniyor, ve sayı gittikçe artıyor.



ÖSO (Özgür Suriye Ordusu)  farklı grupları bünyesinde barındıran bölünmüş bir yapı. Suriye rejiminin muhalifi olan İslami grupları yoğun olarak içeriyor. Çatışmalarda yaralanan ÖSO mensuplarının, Türkiye'de Kilis ve Gaziantep başta olmak üzere çeşitli illerdeki hastanelerde tedavi edildikleri, acil durumlarda dahi T.C. vatandaşlarının bu hastanelere alınmadıkları, Türkiye'ye sınırdan geçiş yapan bazı kişilerin geceleri Suriye'ye geçerek çeşitli eylemlerde bulundukları ve tekrar kamplara döndükleri belirtilmekte.



Rusya ve İran'ın Esad desteği.. Suriye'ye uçusu sırasında indirilen Rus uçağında çıkan askeri teçhizat...
Ve yakılıp yıkılan Suriye şehirleri...
Halep (Aleppo), ki dünyanın en eski şehirlerinden biri olduğu söyleniyor + Suriye'nin en büyük şehri, tüm tarihi dokusuyla birlikte yakılıp yıkıldı. Aşağıda (solda) Halep Emevi Cami'nin eskiden avlusunda çekilmiş bir fotosunu ve (sağda) yangından sonraki son halini görüyorsunuz. Hristiyanlar açısından da kutsal sayılan mekanda, Emevilerin Suriye'yi fethi sonrasında cami inşası başlamış (MS 715). Tarihte çeşitli zamanlarda restorasyonlar geçirmiş yapının Selçuklu-Memlük mimarisini yansıtan bir şaheser olduğu söyleniyor.




Almanya'da bir hayvanat bahçesinde "Dünyanin en tehlikeli hayvan türü" diye yazan bir bölüm vardır. Oku takip edip içeri girdiğinizde loş ortamda sadece bir "AYNA" görürsünüz.
(@EsrefZaim)
Eline silah geçince insanoğlunun içine bir şeyler kaçıyor galiba. Bu nasıl bir vahşetle Yok oluş/Yok ediş?   Dehşet fotoğraflarla Suriye:
http://www.theatlantic.com/infocus/2012/11/syria-in-ruins/100402



6 Kasım 2012'de Mavi Marmara sorumlularının İstanbul Çağlayan Adliyesi'nde yargılanması başladı demiştik. Bu süreçte İsrail ile ilgili çok hızlı bazı gelişmeler yaşandı. Kontrolü altındaki Golan Tepeleri'ne isabet eden Suriye'ye ait havan toplarına misilleme olarak önce uyarı ateşi açtı, ertesi gün de bazı hedefleri doğrudan vurdu. Böylece Yom Kippur Savaşı'ndan (1973 Arab–Israeli War or Fourth Arab–Israeli War) bu yana İsrail ilk kez Suriye'ye resmi olarak ateş açtı.

11 Kasım'da İsrail Başbakanı Netanyahu, İsrail'deki büyükelçilere bir konferans vererek olası bir Gazze saldırısının sinyallerini verdi. İsrail seçimlerine haftalar hala, haftasonu Gazze'den İsrail'e yapılmış roket saldırılarına karşı çeşitli askeri müdahaleler olabileceği anlaşıldı.
(İsrail'in bugün yaptığı kanlı seçim yatırımın bir benzerini, AKP de seçim öncesi Mavi Marmara ile yapmıştı.)


Derken Ürdün'de Kral karşıtı devrimci gösteriler başladı.
(Resimleri büyütmek için üzerlerine tıklayınız.)

Ve 14 Kasım'da İsrail Gazze'yi vurdu. Gazze'ye bombalar yağdı. Militanların yanı sıra yine siviller öldü.

Twitter'da bir gazeteci şöyle yazdı:
Beklenen "Ortadoğu savaşı" için yeni hamleler bunlar. "Beklenen savaş"ı, ama Gazze'den, ama Ürdün'den, ama Şam'dan, başlatma azmindeler.
(Faruk Mercan - ‏@farukmercan)


Twitter demişken... İsrail, Twitter üzerinden Gazze'ye savaş ilan etti. Bu dünya tarihinde bir ilk. İsrail Savunma Kuvvetleri resmi sözcüsü imzasıyla IDFSpokesperson adresinden yapılan açıklamalar dehşetengizdi! Sanırım hem askeri hem siyasi hem ideolojik hem de bir PR merkezi bir birim burası ki bir dizi twit atıldı. Önyargılı olduğumu veya saçmaladığımı düşünenler zahmet edip ilgili açıklamaları Şuradan veya Twitter hesabından inceleyebilirler.
İsrail Ordusu, Gazze'ye yönelik 14 Kasım 2012'de başlattığı saldırıya
"Bulut Sütunu / Operation Pillar of Cloud / Operation Pillar of Defense" ismini verdi. İfadenin Tevrat'ta geçtiği söyleniyor. (Bir askeri operasyona mukaddes kitaptan isim vermek?)   Hamas'ın askeri kanadı İzzettin Kassam Tugayları'nın iki numaralı ismi Ahmet Cabari, nokta atışlı bir hava saldırısı ile aracı hareket halindeyken öldürüldü ve görüntüler paylaşıldı. Cabari, çeşitli terörist eylemler ile 2006 yılında İsrail askeri Gilad Şhalit'in kaçırılmasının arkasındaki beyin olarak gösteriliyordu.


Tüm bu gelişmeler ışığında sosyal medyada İsrail kınandı, İsrail karşıtı eleştiriler Yahudi nefreti ile harmanlandı, Kudüs fethedilmek istendi, mazlumun yanında yer alındı, kendi ablukası altındaki bir gettoya uyguladığı bu orantısız şiddet kınandı...
Suriye'de Esad, Ürdün'de Abdullah'ın derin bir nefes aldığı söylendi...
Sadece Filistin denince duyarlı olanlar, kendi halklarına nefret yağdırırken Filistinliler için kahroldu...
Notlarımın hepsini buraya aktarabilmek zor. Keyfi bir seçim ile bir kaç tanesini paylaşmakla yetineyim.

Israil'e dayılanmak güzel, mahkeme kurup yargılamak da fakat netice; #GazaUnderAttack. Ambargo kalkmadığı gibi bir de insanlar ölüyor.   (@MeetCan)

Türkiye'de laiklik elden gidiyor diye CHP'yle kader birliği edip ver yansın eden İsrail, Gazze'ye yaptığı operasyona Tevrat'tan isim vermiş.   (@Global Good Guy)

Temelde zaten Kuran'ı siyasetlerine alet edenlerle Mevcut Tevrat'ı siyasetlerine alet edenlerin kavgası savaşı bu! /
HAMAS da asker sivil ayırmadan roket gönderiyor, İSRAİL de ona daha orantısız bir şekilde karşılık veriyor.. ikisi de zulm ediyor son tahlilde!
(@Bhdr_Arg)

@MJayRosenberg, bir Yahudi olarak düşünce ve tepkilerini pek çok twiti ile dile getirdi. Dört tanesini burada paylaşıyorum:
(1) Israel occupies, blockades, settles, evicts, invades, brutalizes, kills. But it is always the victim.
(2) Any Jew who supports what Israel is doing is no Jew in the eyes of God. Israel is killing children.
(3) I am glad Twitter exists so I can publicly say: I am a Jew & Israel's behavior makes me sick. Netanyahu, Barak, Lieberman r war criminals.
(4) Israel's tweets celebrating killing makes me glad Germany didnt have twitter in 1942. "Ahmed Jabari: Eliminated. http://pic.twitter.com/Kd7vUpv5"

Bu şekil bir kafa yapısı ve böylesi bir dil ("Eliminated"?) , bölgede Terörizmi her zaman canlı tutar zaten ve yer altına yeni inenler ile bu savaş da "rutinleşir". Yukarıdaki linklerden birinde de geçmişti, IDF'in bir twiti ("We recommend that no Hamas operatives, whether low level or senior leaders, show their faces above ground in the days ahead") bana daha önce yazdığım "Fareler ve İnsanlar" blog yazımı hatırlattı. Yani ben bu dili kullanabilirim ama bir devletin kullanması aynı mı? Mesela şu da bir kaç saat önceki bir IDF twiti:
"Good morning to our friends in #America. While you were sleeping, 3 Israelis were killed when a rocket hit their house." ("Amerika'daki arkadaşlarımıza günaydın. Siz uyurken, 3 İsrailli evlerine bir roket isabet ederek öldü.")

Bu arada Hamas da "Cehennemin kapıları açıldı / (The occupation has opened the gates of hell)" diyerek peş peşe İsrail'e füze saldırıları yapmaya başladı. İsrail'in Demir Kubbe (Iron Dome) sistemi atılan roketleri imha ediyor, ancak bir tanesi bir evin çatısına isabet ederek 3 kişinin ölümüne yol açtı.   Aşağıdaki resimde ise öldürülmüş bebeğine sarılarak ağlayan bir Filistinli baba.



Twitter'da Ayşe Böhürler şunu sordu:
İsrail yüzlerce kez Gazze'yi bombalarken, onu bundan vazgeçirecek gerçekçi ve uygulanabilir bir önerisi olan var mı? #Gazzeateşaltında
Onlarca cevap geldi. Farklı olan bazıları şunlardı:
"Savaşarak büyük İsrail'i kuracaklarına iman edenlere anladıkları dilden konuşmak zorundasınız." Prof. ERBAKAN

Kendi savaş uçağımız füzelerimiz uydumuz vb teknolojimiz durdurabilir.. Boş mitingler yerine bunun için çalışsak diyorum.

Mesela 2010 yılında İsrail'in OECD'ye üyeliğine ret oyu vermeliydik. Yaptık mı? Hayır.

Yahudileri düşman görmeyip gerçekten saygı duyarak işe başlayabilir müslümanlar. Tarihsel düşmanı kendinde öldürerek önce.   (@ozgurveinsan)

Muslumanlarin egitilmesi bunun cozumu. Dunyayi kendine dusman sanarsan, dusman olur.   (@arabeskapachi)


.........İsrail saldırılarına karşı düzenlenen protestoya katılan bir gözlemci ise şöyle yazdı:
İsrail hukumetiyle birlikte Yahudilere yönelik tehdit/nefret sloganlarının atıldığı protestoda, intikam vurgusu da önemli bir yer tutuyordu. (@_researcher)

Ve son alıntı:
Siyasetçiler insaniyete değil çıkara göre saf tutar; dün Esed'e "kardeş" der bugün "zalim", Filistin'de özgürlük Suriye'de dikta isteyebilir.
Demem o ki, siyasetçiler hiç samimi değil doğru; ama aslen oturduğu yerden izleyen bizler de öyle çok samimi değiliz. Zaten sorun da bu.   (@hkubra)








Son sözüm:
Ölü sayıları sürekli artıyor, belki onlarca terörist öldürüyorlar bugün. Ama yerlerine geçmeye hevesli bir o kadarını da yaratmaktalar. Hamas'ı tamamen bitirebilirler. O zaman da İslami Cihad boşluğu doldurur? Onu da bitirseler, Müslüman Kardeşler... Ve bu döngü bu şekilde devam eder.
Israel'in yaptığı daha çok abluka altındaki bir gettoya bombalar yağdırma ve insan öldürme oyununa döndü, ta ki jenosit gerçekleşene kadar. Sadece kendi topraklarını değil, bir günü diğer gününü tutmayan karışık bölgeyi de tamamen kırılganlaştırdılar.
Amaç terörü sürekli canlı tutarak savaş lobiciliği mi?




EDIT:   23 Kasım 2015 Pazartesi günü, Türkiye sınırına yakın uçuşu sırasında hava sahasını ihlal etmesi ve uyarılara cevap vermemesi gerekçesi ile Türkiye bir Rus savaş uçağını düşürdü.   ("Russian warplane shot down near Turkey-Syria border")

Pilotları aramak için bölgeye gelen, yere inmiş bir Rus helikopterini, Bayırbucak Türkmenleri tekbir sesleri eşliğinde vurmuşlar.   Tahmin edileceği üzre, Erdoğan'a ateş püsküren muhalefetimiz şimdi de Putinci oldu.
Bu arada "Katil/Diktatör Esad insanları öldürüyor!" söylemi devam ediyor, yer yer çok koyulaşan bir mezhepçilik de dikkat çekmekte.

12 Kasım 2012 Pazartesi

Modern zamanlarda Kemalizm

Son zamanlarda izlediğim en muhteşem videoyu Yorumsuz paylaşıyorum.

http://youtu.be/a7iHUaRokYc

6 Kasım 2012 Salı

Bir Sansür Hikayesi: Hastürk


Adının "Has" ve "Türk" kelimelerinden oluşması bilmeyenleri yanıltmasın; Hastürk zamanında Türkiye'den İsrail'e göç etmiş, veya Türkçe bilen Yahudiler tarafından kurulmuş bir sivil toplum kuruluşu.   Amaçlarını şu şekilde açıklıyorlar:
"İsrail ve Türkiye arasındaki ilişkilerin korunması ve geliştirilmesine katkıda bulunmak. İsrail ve Yahudiler hakkındaki gerçeklerin Türk kamuoyuna duyurulabilmesini sağlamak; önyargılı, yanlış veya bilgisizliğe dayanarak yapılan suçlama ve karalamalara karşı objektif bir görüş getirmek."   (Kaynak bkz: Biz Kimiz?)

Bu siteye bazen göz atar(d)ım. Böyle bir projenin varlığından haberdar olmam, tam da İsrail'in Mavi Marmara gemisine düzenlediği kanlı operasyon zamanlarına rastlıyor aslında.   İsrail'den güncel haberler, Nefret konfeksiyon (Türk medyası ve kamuoyundan Yahudi karşıtı nefret ifadeleri kolajı), başta Ahmet Davutoğlu ve Tayyip Erdoğan olmak üzere Ak Parti hükumetinin politika ve söylemlerine eleştirel yazılar ana konuları/malzemeleri arasında.



Bir yazı yayınlandı geçtiğimiz ay sitede. 10 Nisan 2012'de The Jerusalem Post gazetesinde yayınlanan eski bir makalenin Türkçe çevirisi. Yazı başlığı, Star Wars serisi 5. bölüme yapılan atıfla "The Empire Strikes Back".   Hastürktv'nin Türkçe çevirisi de şu: "İMPARATORLUĞUN DÖNÜŞÜ".

Okunması kolay ve akıcı bir yazı. Yükselen Türk-İslam Sentezi yaklaşımı, popüler kültür, özellikle de Türk dizileri (Muhteşem Yüzyıl) üzerinden bir Ak Parti ve "yeni Türkiye" yönelimi olarak Yeni Osmanlıcılık/Neo-Ottomanism akımına işaret ediyor. İlgimi çekti. Yazıdaki Silivri göndermesini ise itici buldum. Üstelik bu bölüm Türkçe'ye çevrilirken bazı ifadeler tamamen çıkarılmış ve düşük bir anlatım sergilenmiş.
Bir çeviri sansürü. Esası ve kırpılmış çevirisi şöyle:
"(Sultan) Suleiman's execution of the rebelling Janissaries may parallel the government's response to the TSK coups and Ergenekon trials, in which many TSK generals have been arrested, accused of organizing a coup d'etat against Erdogan's government."
"Süleyman'ın isyan eden yeniçerilerin başlarını vurdurması hala devam eden Ergenekon davalarında askerlerin tutuklanarak cezaevinde tutulmasıyla paralellik kurulmak isteniyor olabilir."


Hastürk'te yayınlanan yorumlara bakıldığında, Türkler ve Yahudiler arasında hakaret, küfür, tarihsel nefret yükleri, bir dolu ötekileştirmeyi rahatlıkla bulabilirsiniz. Şahsen ben farklı bir metod denedim ve editör onayından geçtikten sonra yayınlanmak üzere; darbe aklayıcılığına karşıt, küfür içermeyen bir yorum gönderdim; önceden kopyasını da aldım: (Yayınlanmadı tabi ki)
Yazar, Türkiye güncelini, özellikle de yoğun olarak popüler kültür üzerinden değerlendirirken, eğreti duracak şekilde tek bir cümle ile Ergenekon'a lafı getirmiş.
Kendi halkını hamamböceği gibi görüp yine kendi halkını bombalamayı/yok etmeyi ve gerekirse üzerinden bir kez daha veya birkaç kez daha tanklar ile geçmeyi ve pek çok genci, insanı kimisi İslamcı kimisi İslam değil kimisi Sünni değil kimisi resmi tarih anlatısına uymayan fikir ve söylemler içerisinde ve diğer nedenlerle öldürmeyi görev addeden, tüm bunlardan sonra toplum üzerindeki saygınlığını ve makamlarını perçinlemeyi hedefleyen/planlayan insanların yargılanması eğer Kanuni'leşmek ve NeoOttoman zihniyetinin yükselişi ise; o zaman benim hamasi ve altı boş bulduğum Yeni Osmanlıcılık aslında onurlu ve heyecan verici değişimlere gebe bir yaklaşım olsa gerek.
Ayrıca, Anadolu halkları ve yaşanmışlıkların kendisini zerre kadar enterese etmediği, bu topraklar üzerindeki hiç bir acı ve kardeşlikte birleşmeyen insanların bir Silivri bir Ergenekon konusunda cansiparane kenetlenmesi de esef verici bir tutum bence.

Yorumlar bölümünde "Küfür, hakaret, ırkçılık ve nefret içeren yorumlar yayınlanmayacaktır. Lütfen kişilere saygılı olun ve fikirlere cevap verin" yazıyor. İlginçtir, Türk-Yahudi taraflarının karşılıklı küfürlerinin (küfrün üzerine xxxxx yazarak veya o bölümün silinerek) ve hakaretlerin, İsrail/Türk düşmanlığının ve nefret söylemlerinin, tehditlerin dahi yayınlandığı bir yerde; bu yorum yayınlanmadı. Belki de Türkleri sadece hakaret eden ve saldıran barbarlar olarak göstermek istiyorlardır, kimbilir?



Biz bu sansürcü yaklaşımları, tek tip taşlamayı ve Ergenekon sürecini değersizleştirme çabalarını Ulusalcı sitelerden biliyoruz aslında. AK Parti ve Erdoğan'ı   "demokrasi düşmanı sansürcüler" olarak sunan bu oluşumlar, ne hikmetse, Kemalizm'e yönelik hiçbir eleştirel içeriği yayınlamadığı gibi; Türkiye'de sansürün AK Parti ile başlamadığı, bizde hep olduğu, bir zihniyet meselesi, içselleştirilmiş bir tek tipçilik, farklı görüşler düşmanlığı olduğuna dikkat çektiğimizdeyse hiçleştirilerek bundan böyle hiç bir yorumumuz yayımlanmadı.
Ulusalcı sitelerin ikircikli tutumlarını daha önce de yazmıştım. Hasturktv.com ne alaka tabi ilk bakışta?
Acaba bazı Yahudilerin en kutsalı Silivri, Ergenekon, Mavi Marmara, 12 Eylül Referandumu filan mı diye düşünüyor insan. Bu konuda hiç bir karşıt görüşe yer vermiyor/tahammül edemiyorlar da...
İsrail basınına Mavi Marmara ile ilgili bir yorum gönderin, tercihen İsrail'in tutumunu eleştiren (yabancı dilde), kesinlikle yayınlanmaz. Ama onlar aksini yapabiliyor bizim medyamızda.
AK Parti'yi sansürcü ve gerici olmak ile suçlayan, Türk halkına cahil diyen bu kafa yapısı, kendi duymak istemediği her şeyi neden sansürler?
Peki bazı Yahudilere ne oluyor, neden bu kadar Türkiye'nin iç işlerine ve siyasetine karışıyorlar? Onlara ne Türkiye seçimlerinden?


Bir halkın içerisinde anlamlı sayıda insanın artık ülkelerinde yeni bir darbe istememesi, askeri vesayetten taraf olmaması, tepeden inmeci bir modernizme karşı çıkması onları neden rahatsız ediyor acaba? Veya 12 Eylül Referandumu'ndan "Evet" çıkması?
Bir halk olarak darbe girişimlerinin yargılanmasını dahi isteyemeyeceğiz, öyle mi? İstediğimizde de satılmış, ihanet eden, takunyalı filan olacağız, öyle mi?
İsrail'i kan gölüne çevirmeyi, ne bileyim hahamlarının ibadet saatindeyken savaş uçaklarınca sinagogların bombalanması, sokak ortası cinayetleri, binlerce faili meçhuller ve değerli gençlerinin birbirini kırması gibi "masum" şeyleri planlayanlara karşı İsrail vatandaşlarının tepkisi ne olurdu veya bazı Türkler bunları planlayan kişileri kahraman olarak ilan etseler mesela?



Bugün 6 Kasım 2012 Salı. İstanbul Çağlayan Adliyesi 7. Ağır Ceza Mahkemesi büyük salonunda Mavi Marmara sorumluları yargılanıyor. Mahkeme kararının nasıl bir caydırıcılığı ve geçerliğinin olacağı ise tam bir muamma!

31 Mayıs 2010'da 9 tane silahsız Türk vatandaşının, "kahraman" olduklarını öğrendiğimiz İsrail askerlerince öldürülmesi ve pek çok kişinin yaralanması olayı (Gaza Flotilla Raid) sonrasında, İsrail Başbakanı Benjamin Netenyahu'nun açıklamalarını duyduğumda çok şaşırmıştım. Dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Gabi Ashkenazi "Mavi Marmara'da ölmesi gerekenler öldü" dediğinde de... Ama Dış İşleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu "Türkiye'nin hiçbir sorumluluğunun olmadığını" söylediğinde daha da çok şaşırmıştım.   (bkz: Mavi Marmara baskınında yeni perde)

Fikriyat olarak Mavi Marmara güvertesindeki Radikal İslamcıların çok uzağındayım ve yöntemlerini desteklemiyorum. Ama öldürülen vatandaşlarımız için İsraillilerin "Silahlı teröristler" demesiyle onlar nasıl öyle olacak değilse, onları öldüren İsrailli askerler de "kahraman" değil.
Bu arada: Öldürüleceğini bilmesine rağmen bu yola çıkan ve güvertede gemiden söktüğü parçalarla "zalim"e meydan okuyan bu insanların imanını görmezden gelmek mümkün mü?


EK: İHH Başkanı Bülent Yıldırım, bugün İstanbul Adalet Sarayı önünde yaptığı konuşmada şöyle demiş:
"Gazze'de Yahudiler olsa ve Müslümanlar aynı zulmü işlese, yine giderdik."
Şaşkınlık mı demiştim?



......... - EKİM 2014'te gelen EDİT -
Hastürktv'de çeşitli yazıları yayınlanmakta olan, (sanırım T.C. kimliği taşıyan bir İsrail vatandaşı) "Rafael Sadi" adlı "gazeteci" olduğu söylenen birinin OdaTv'de de arasıra bazı yazıları yayınlanmakta biliyorsunuz, Ergenekon soruşturması ve Mavi Marmara saldırısından beri...   Son günlerde Türk Yahudi toplumunu CHP safında toplanmaya açıkça davet etmekte kendisi.
"Anti-semitizm (Yahudi düşmanlığı) Türkiye'de yükselişte, öyleyse çözüm bir siyasi partide ve dahi CHP'de!" konulu bir yazısı geçtiğimiz günlerde OdaTV'de de yayınlandı:
"Yahudiler CHP'yle barışıyor mu"  (26.09.2014)

İlgili yazıyı okuduğunuzda, belirgin bir CHP sempatisine çağrının yanı sıra, CHP'nin yeni lider adayı olarak Tuncay Özkan ve Muammer İnce'ye mavi boncuk yollanmakta... Ancak Tuncay Özkan, bizzat yazar tarafından "inançlı ve yeminli idealist biri" olarak iltifatlandırılmakta.
Tuncay ÖZKAN ve "idealizm"?
Elbette insanlar istediklerine inanmakta özgür, çoğu zaman da işine geldiği gibi... Gene de bir insan birine kefil olurken biraz temkinli olmaz mı?

Bunları diyecektim ama bu yöndeki eleştirel yorumlarımı Hastürk'te yayınlamadılar. Daha önce de ima ettiğim gibi, Siyonist siyasetin bambaşka öncelikleri ve kutsalları var. Öyle ise: "Yaşasın Rafael Sadi ve CHP kardeşliği!"


3 Kasım 2012 Cumartesi

Twitter'dan derlediklerim (Ekim2012-IV)


Eylül ayında Afyon'daki askeri mühimmat deposunda gerçekleşen patlamada ölen 25 asker için "Doğal afet kurbanı" dendi.   (Yorumsuz)

("Bu yıl Coğrafya'da Doğal afetler konusuna Askeriye'deki ihmaller de eklendi."   Bir Twitter kullanıcısı)


Asker 27 Nisan 2007'de e-muhtıra verince gazeteciler, siyasetçiler ne demişti? İşte Darbe yanlısı yanıtlar:   http://tinyurl.com/8frfsj5
(Amma germişler!)

28 Şubat ve Balyoz Darbe Planı üzerine daha önce yazmıştım, bkz: Twitter'dan derlediklerim (Ekim 2012-I)



Genelkurmay Başkanı Necdet Özel'den Fatih Altaylı'ya dava:
Afyon'daki patlamada ölen askerler sebebiyle kendisine eleştiriler yönelten Altaylı'ya tazminat davası açmış Sayın Genelkurmay Başkanımız.
Gurur duyabiliriz.

Orhan Kemal Cengiz'in konu ile ilgili yazısı:
Bu toprakların altında, ortada ne savaş ne çatışma varken ‘zayi olmuş’ kaç genç çocuk yatıyor, bilen var mı?
"Necdet Özel versus Fatih Altaylı"   - 5.10.2012, Radikal.



3 Ekim 2012 -   Suriye'de sınıra yakın çatışmalar sırasında Akçakale'ye top mermisi düştü:   5 ölü, çok sayıda yaralı.
Ve 4 Ekim 2012 - Suriye'ye sınır ötesi tezkeresi Meclis'ten geçti.
AKP ile MHP tezkereyi el ele geçirdi.

‏Afyon ne oldu?   Bir bucuk aydir Afyon'daki birlikte yasanani aydinlatamayanlar, Akcakale'de sinir otesinden gelen mermiyi 1 gunde mi cozduler?   (@eksihabermas)

Ayşe Hür - ‏@HurAyse: Önce topu kimin attığını tespit etmeye ne dersiniz? Ya muhalifler Turkiye'yi Suriye batağına çekmek için kasten atmışlarsa?
@fatihusalan: @HurAyse Merminin nereden, hangi mesafeden ve kim tarafindan atildigini silahli kuvvetlerimiz belirlemeden top atisi yapmaz takdir edersiniz.
Ayşe Hür: Roboski'de 'yanlışlıkla' 34 vatandaşını bombalayan, Afyon'da 'yanlışlıkla' 25 askerini öldüren TSK'dan mı söz ediyorsunuz?


Başbakanlık: "Bu provokasyonu karşılıksız bırakmayacağız."
Provokasyon ise karşılık niye? Karşılık veriyorsan niye provokasyon dedin! (Servet Kocakaya - ‏@servetkocakaya)

"Urfa'ya paşa geldi",   blog neşriyatı...
(Ali Topuz - Radikal İnternet, 12 Ekim 2012)




Militarizm-Milliyetçilik-Cinsiyetçilik üçgeninde nefret böyle "normalleşiyor",
şiddete zemin oluşturuyor: pic.twitter.com/4z8OY17P

Sözde laik olduğunu iddia edip her Kurban Bayramında bağış talep eden TSK Dernekleri'ne iki çift lafım var. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu? (‏@KapkaraMizah)

Yaa bu nasıl bir kafa yapısıdır, kadın eş yine evlenebilir fln? İnsan bu "İnsan"!
"Bakanlık: O zaten mahkûm, ne tazminatı!"



Aziz ÜSTEL: "Ben de bacak bacak üstüne attığım için Kenan EVREN tarafından kovulmuştum TRT'den."
Kenan EVREN: "Bu herif Devlet Başkanı izliyor mu diye düşünecek ve bacak bacak üstüne atmayacak, kovun gitsin!"
(Gerçekten kendini yeryüzünün/bölgesinin tek efendisi sanan kibirliler için Ötekileri kovmak çok kolay ve hak! + Güç nerde, Şakşakçılar orada!)




Bir Diyalog
Endişesiz Modern - @MehmedVII : New York La Guardia Havaalani'nda resmi militarist dua: God Bless Our Troops
@canilecanan: Benim az da olsa tanıdığım Amerikalıların önemli bir bölümünde ciddi bir militarist damar var. Ordularını sürekli kutsuyorlar.
@MehmedVII: Amerikalilar'daki militarizm bizimkinden çok daha kuvvetli birçok acidan. Toplum askere, gaziye vs. TR'dekinden çok çok daha+ / fazla sahip çıkıyor, Askeriyeyi kurumsal olarak destekliyor. Birçok kurum ve firma profesyonel askerlik yapmış olanlara destek+ / oluyor, indirim sağlıyor. İnsanlar askere zorla degil isteyerek gidiyor, ordu gelişmişliğin ve gücün simgesi konumunda +
Yani militarizm konusunda ABD'den daha iyi bir konumdayiz diyebilirim :)
@canilecanan: Aynen, ben de böyle düşünüyordum :) Aslında biz yabancıları pek tanımıyoruz. Bu Militarizm konusunu mesela..




Mehmet Ali Birand: Bugun meclis darbeler komisyonuna 4 darbenin ortak yonlerini anlattim. Tek suclu asker degil, hepimiz sorumluyuz, dedim.
pic.twitter.com/7pfosvZC

Bir sabah kalkalim da sehitsiz, olumsuz, trafik kazasiz bir gune baslayalim. Yetti... Yetti... Yettiiiiii....
Sehitlerimizin adlarina bakiyorum. Allah saklasin, ancak bir tek ust duzey veya zengin veya taninmis bir ailenin cocugu yok. Garip degil mi?

Eger Hakim ve Savci adaylari da kopye cekip sinavin iptaline neden olabiliyorlarsa, vay halimize. Yarginin nesine guvenelim?

Cemil Çicek plaket yalakaligindan vaz gecilmesini istemis. İmkansiz. Yasaklayana kadar kimse vazgecmez. Yalakalik milletin ruhunda var!!!

Pespaye bir adamin yaptigi, gercekten pespaye bir film icin İslam dunyasi ayaklaniyorsa, bu ummet aglanacak halde demektir.
(@mabirand32gun)




..........AK Parti kongresi
30 Eylül Pazar - AK Parti 4. Olağan Büyük Kongresi yapılmıştı Ankara'da, onu atlamışım. "Hedef 2023" ve büyük hedef "2071" denmiş. Tayyip Erdoğan'ın hitabet sanatını daha da geliştirdiğinden, etkili bir konuşmacı olduğundan bahsedildi; "Türk-İslam sentezi"ne yapılan yüksek vurgudan dem vuruldu.
Pek çok yabancı konuk katılmış kongreye; Irak Kürt Bölgesel Yönetim Başkanı Mesud Barzani ve Hamas Lideri Halid Meşal konuşmalar yapmış. Meşal'in konuşmasının çok alkışlandığı söylendi, bir de çeviri hatası olmuş galiba:   Salonda "İslam aleminin liderisin" şeklinde yapılan tercüme vatandaşları şahlandırmış. (Esası: "Sen sadece bir Türk lider değilsin, artık İslam aleminin de bir lidersin." /"an Islamic leader")
Twitter'dan alıntılar ile devam ediyorum:


Bülent Arınç - ‏@bulent_arinc:
Liderimiz ve Milletimizin kahramanı Recep Tayyip Erdoğan gönlünden, kalbinden gelen sözleri ve ufkuyla bizleri 1071'den 2071'e götürdü.

Ayşe Hür - ‏@HurAyse: AKP Kongresi'nde Barzani "bilinmeyen bir dilde" konuşuyor. "Gün ola harman ola" diye boşa dememişler.

Sincan'da "Kudüs gecesi" sahnelendi diye tankları yürütenlere, bir gün böyle bir kongre olacak deseler, Çevik Bir   Ankara'yı bombalatırdı. (@mervesebnem)

Hilâl Kaplan ‏- @hilal_kaplan:
Ak Parti kongresini Netenyahu izliyordur, değil mi :))
@sucluyorum: ÇATIM ÇATIM ÇATLYORDUR AYOL!   RT @hilal_kaplan Ak Parti kongresini Netenyahu izliyordur, değil mi :))
@canilecanan: @sucluyorum @hilal_kaplan Bayadır böyle gülmemiştim, sağolasınız.


Oya Baydar'dan hamaset eleştirisi: Kof Hamasete Teslim Olmamak İçin (3.10.2012, T24)
Kof hamaset bizde ve benzeri Doğulu ülkelerde, özellikle de Arap ve İslam âleminde pek yadırganmaz; hatta beğenilir, alkışlanır. (...) Bunda derin kültürel kökler kadar kendini ezilmiş, aşağılanmış hissetmenin; toplumsal, tarihsel, sınıfsal mağduriyet duygusunun da payı vardır. Kitleler liderin hamasi nutuklarıyla kendilerinden geçerlerken yaralarına merhem sürüldüğünü hisseder, çok ihtiyaç duydukları umudu, kendilerine şanlı diye pazarlanan bir geçmiş üzerinden yeniden inşa eder.
...
Bizde hamasî nutukların ayrılmaz parçası: şehitlik edebiyatı, şanlı geçmiş, düşmana karşı Türklük ve îman gücüyle kazanılmış zaferler (her zaman bir düşman vardır, yoksa yaratılır) ve o şanlı geçmiş üzerine kurulacak parlak gelecek vaadleridir. Buna aldığı kadar dinî motif, bir tutam da milliyetçilik eklediniz mi hamaset yahninizin tadına doyum olmaz.
...
Yani Erdoğan'ın demokrasi, haklar, özgürlükler, kimlikler konusundaki ufku ve zihniyet dünyası; hamasî nutuklarla hitap ettiği kendi kitlesinin bir santim üstünde değil, hatta siyasal hesaplara bulandığı için, belki de birkaç santim altında.


Ahmet Altan da "İkili Kırılma" başlıklı yazısında konuya değindi, tümü dikkat çekici bir makale (2 Ekim, Taraf).. Ama kabul edelim ki eğitimli cahillerimiz de hamaseti seviyor.
Yabancı konukların kimlikleri, AKP'nin seçtiği yolu ve yeni müttefiklerini ortaya koyuyordu.
"Daha fazla demokrasi" diyen Batı'ya Kemalistlerin duyduğu nefretin benzerine şimdi AKP'de rastlıyoruz. "Demokrasiyi ve bireyi" merkeze alan bir demokrasi anlayışı artık onları tedirgin ediyor.


Sanırım bu kongre aslında AB'ye veda partisiydi aslında! Tek kelime AB geçmedi. Etrafa bakınca da izi bile yoktu. bye bye AB!   (@_ElifYilmaz)

Ali Topuz'un şu yazısı da benim hoşuma gitti:
Bütün sağ bir nutka sığdı   (2 Ekim 2012, Radikal)




Bu arada dikkat çeken bir isim de Orhan Miroğlu oldu. Kendisini Taraf gazetesindeki yazıları ile tanımıştım, acı dolu bir kişisel hikaye üzerinden Kürtlerin yakın tarihini anlatıyordu. Ve gazeteyi düzenli okumayı bıraktığım dönemde galiba bir eksen kayması olmuş kendisinde... Ahmet Altan'ın Başbakan Erdoğan'a "tek adam zihniyeti" merkezli eleştirel üslübunu eleştirdi, Taraf'tan olaylı bir şekilde ayrıldı, zamanında kendisini ölümle tehdit ettiği söylenen (bkz: Aralık 2010-2) PKK'ya karşı onu manşetlerle savunmuş Ahmet Altan'ın ve Yazı işlerinin örgüte hizmet ettiği gibi açıklamalar yaptı Yeni Akit ve Haber Vaktim'e. Kürtler pek itibar etmedi, zaten Taraf'a milliyetçi Kürtlerin getirdiği eleştiri ve tepkiler ortada.
Ve bir de baktık ki kongre öncesi AKP Merkezinde Erdoğan ile biraraya gelen bir Miroğlu vardı. AK Parti kongresine de katıldı. Şu an siyaseten yasaklı olduğu için parti bünyesine katılamadığı söyleniyor. Bu arada HAS Parti Genel Bşk. Numan Kurtulmuş ve Anayasa Mahkemesi eski raportörü Osman Can artık resmen AKP'li!


Orhan Miroğlu Akit'e konuşmuş. şaka gibi bir içerik, dil.
KCK operasyonlarına da sahip çıkmış.. bu kadarını da beklemezdim, onun adına da utanıyorum.   (@zd99)
Hayat ne tuhaf! İnsanlar nerden nereyee? Miroğlu sonradan mı değişti, yoksa başlangıçta mı bir yüzünü gizledi? İlginç.

Miroğlu'nun AKP ile ilişkisi bana (Mehmet) Metiner'in HADEP yönetiminde yer almasını çağrıştırdı. Farklar mutlaka var ama arayışlar benzeşiyor.
(Ruşen Çakır - @cakir_rusen)




Nobel Ödülleri
Mo Yan, winner of the Nobel Prize for Literature/Nobel Edebiyat Ödülü

Nobel Edebiyat Ödülü 2006'da Türkiyeli bir yazara verildi. Ödülü salyalı küfürlerle ve yazarı ölümle tehdit ederek kutladık. (@ismailsancak)

2012 Nobel Barış Ödülü Avrupa Birliği'nin!
#Norway granted #Nobel prize for peace to European Union. Quite ridiculous knowing that Norway itself rejected joining the #EU even TWICE! (‏@SyrianSunnyBoy)



Altın Portakal: Tr.de putlar/yalanlar kırılmadığı sürece sinema sektörü gelişmez. Jürinin reklamını yapmak ve nostalji için düzenlenir törenler.


Semih Gümüş - @semihgumus: Tanrım, sen bize hiç acımaz mısın! /
Kırk Dokuz yılda bir Ödül Töreni düzenlemeyi öğrenemediğimize göre...
@zd99 : Soner Yalçın kalibresinde bir adama, "Toplumsal Vicdan Ödülü" veren kurum/etkinlik, kendini lağvetse daha hayırlı bir yapmış olur.



Yeni Büyükşehirler
Bülent Arınç ‏- @bulent_arinc:
Kanun ile 13 ilimiz: Manisa, Malatya, Van, Aydın, Şanlıurfa, Trabzon, Balıkesir, Denizli,Hatay, K.Maraş, Mardin, Muğla,Tekirdağ Büyükşehir olacaktır.



Şehitlik
Devletin Kürt politikasını tamamen şehit aileleri ekseninde tutmaya çalışanlar da başlıca duygu sömürücü savaş tacirleri.

Serdar Kaya ‏- @derinsular : Devlet memuru din adami, duruma uygun masali anlatarak gorevini yapiyor:   Şehidin ablası, kadın binbaşıyı şaşırttı

İdeolojiler gazoz gibi bekledikçe gazı kaçıyor, içilmez oluyor. (@kuntakinteden)


İktidarın yeni ideolojisi: Statükocu reformizm
"AK Parti'nin kendi ideolojisi militer devlet kültürüne son derece yatkın olduğundan, kendi icraatına dokunmayan bir militarist yapıyı ve sessizliği kendisine destek unsuru olarak kullanabilme esnekliğine sahip."
...
"CHP, zaman tünelinden çıkamayan bir parti olarak kendini ve gündemi değiştirme konusundaki iktidarsızlığını sürdürürken ..."



(Olaylı 29 Ekim Cumhuriyet kutlamaları ve bir kaç gelişme daha eksik kaldı.)


1 Kasım 2012 Perşembe

Twitter'dan derlediklerim (Ekim2012-III)


Fatih ALTAYLI: Van'da Ermenilerden kalan yedi kilisenin tapusunun kendisinin mülkiyetinde olduğu iddia edilen bir gazeteci.   "Van'daki kilise benim"

Her programda, "Dedelerimi Ermeni çeteciler öldürdü" diyen Fatih Altaylı'nın dedesinden kalma Ermeni kilisesi var! Hayat sürprizlerle dolu.   (‏@vartanestukyan)

"Soykırım vardır diyenin yüzüne tükürürüm" diyen adamın dedesinden Ermeni kilisesi miras kalmış diyorum... #fatihaltaylikiliseyigeriversene
(Hayko Bağdat - ‏@haykobagdat)

Habertürk'ün önünde Fatih Altaylı protesto edilecek



Türk Milliyetçiliği .......................
Türk Milliyetçileri Türkçe'yi bilmez. Facebook'da sayısız örneği var; Twitter'dan da yandaki resim gelsin:   pic.twitter.com/llQ3Xn6E

En hızlı Türk ırkçıları nedense Türk çıkmaz.
Siirt tillodan Kürt olarak çıkacaksın Türkçülüğün daniskasını yapacaksın. (@Ebu_mir_derda)

100% Gürcü olan kuzenim "biz Mete'nin, Alparslan'ın, Fatih'in torunlarıyız" türü bir şey paylaşmış, ben de yazdım ki "sen evlatlık mısın":)) (@kartveligogo)


İstiklal Marşı'nı yazan Arnavut, Kuvayı Milliye Destanı'nı yazan Polonyalı, Türkçe'nin Etimoloji sözlüğünü yazan Ermeni, bide Atatürk var...
(‏@ABDERALIDALGACI)

Trabzon'da Pontus Rumcası konuşan insanlar en Türk olduğunu filan ilan ediyor, memlekette yaygın bir şey. #fatihaltaylikiliseyigeriversene
(Gökhan Kaya ‏- @karaolorin)

İlhan Selçuk'un dayısı Nuryan'ın öyküsü -
"...Selçuk'un annesiyle Ermeni Katolik cemaatinin önde gelenlerinden Dominik Nuryan'ın kardeş olduklarını..."   (12 Ekim 2012 - AGOS)





Türk toplumu şişirilmiş-törpülenmiş-yalan bir tarih ve İttihatçılığın milliyetçi zehri ile körelmiş, duyarsızlıklar da cabası.   "Yalanlar ve boş şişinmeler insanın kulağına daha hoş gelir/ Gerçeklikle bağını kopardığında."


Sorsanız herkesin aklına gelen tek isim Mimar Sinan. Kaç eserini gördün peki? Kem küm.. Eserini görmediysen onu bile tanımıyorsun demek ki!
(Cüneyt Özdemir - ‏@cuneytozdemir)

Ulus olarak, övünecek hiçbir şeyimiz olmadığı için bu kadar çok övünüyoruz.
(@mechulmuhayyil)

"Milliyetçilik, eğitim sistemi üzerinden hepimizin beynine yerleştirilmiş ezberlerden ibaret."   Bekir Ağırdır


Avrupa'nın icadı olan ulusçuluk, muhtemelen Ortaçağ'ın kara veba salgınından daha çok insan öldürdü. (Hamdi Akyol - ‏@neottoman)

Yüzleşme dediğin şeyi Kürde, Ermeniye, Aleviye acılarını bir daha anlattirmak sanan STK mantığı meseleyi tam anlamamış olabilir.
(Hayko Bağdat - ‏@haykobagdat)

Ekrem Dumanlı'ya göre Başbakanı statta yuhalayanlar millet dışı unsur oluyor. Milliyetçilik hiç bu kadar komik tanımlanmamıştı.
(Erkan Şimşek - ‏@itaatsiz)




Türkçüler'in 100 küsür sene önce başlattığı "Azınlıklara ait herşeyi bozma" eylemi bugün de devam ediyor. İstanbul'da yaklaşık 60 yıl yaşamış; yardımlar ve faaliyetleriyle ünü yayılmış bir edebiyat cemiyeti olan Dersaadet Rum Cemiyet-i Edebiyesi (DRCE) ya da Rumca ismiyle "Ellinikos Filologikos Sillogos Konstantinupoleus"un merkezi Beyoğlu'nda bir otopark yapılmış; on binlerce kitaptan oluşan kütüphanesinin akıbeti ise bir muamma olmuş:   Bir zamanlar Cemiyet-i Edebiye, şimdi otopark


Anadolu'nun en eski kaya sanatı örneklerinden sayılan Aydın Söke'de Bulunan 8 Bin Yıllık Kaya Resimleri üzerlerine yağ sürülerek tahrip edildi: bkz

İstanbul'un en eski sinagoglarından Kasturya'yı vakıflardan kiralayanlar, binayı yıkmış. Otopark olarak kullanılıyor.   (‏@aysekarabat)
Kastorya Sinagogundan otoparka (Şalom)

‏Balkanları kaybeden, Anadolu'dan bihaber Balkanlı İttihatçıların ilk işi Ermenileri kesip ülkeyi Türkleştirmek oldu. Felaket felaketi doğurdu. (@itaatsiz)

Hatta bazen Osmanlının nüfus sayımları Rumlarınkinden fazla çıkıyor. En fazla Rum da Aydın Vilayeti'nde yaşıyormuş, şimdi yoklar maalesef.   (@saltuklub)



"Halk plajlara akın etti, vatandaş denize giremiyor!" lafıyla tarihe geçen FAHRETTİN KERİM GÖKAY   ("Mini mini valimiz, ne olacak halimiz"),
6-7 Eylül olaylarında yetersiz kalması sebebiyle istifa etmek zorunda kaldı. Öldüğünde, 6-7 Eylül'den sonraki tapu talanından elde ettiği 630 tapusu olduğu ortaya çıkmıştır.

‏Arkadaş, Roma havalimanında yaşlı 1 adamla tanışır. Önce İngilizce konuşurlar Türk olduğunu öğrenince başlar bizimki çatır çatır Türkçeye+ /
+Adam, 1920'de Arjantine göçmüş Türk 1 gayrimüslim aileye mensup, evde hep Türkçe konuşurlarmış ona da öğretmişler, ebeveynlerininin özlemle+ /
+anlattığı İstanbul hikayeleriyle büyümüş ve 75 yaşında bu şehri görmeden ölmeyi istememiş, nasıl heyecanlı... işte biz bu insanları kaçırdık!
+İşte biz bu insanların malını mülkünü talan ettik, yerinden yurdundan sürdük, yıllarca Arjantin'de yaşa ve evde Türkçe konuşmayı sürdür... (@mimBAka)


Hrant Dink Vakfı tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenen Uluslararası Hrant Dink Ödülü'ne bu yıl İsmail Beşikçi ve Memorial Cemiyeti layık görüldü.
İsmail Beşikçi:   "Türkiye büyük burjuvazisinin zenginliği Ermeni ve Rum mülklerinden kaynaklanır."



Ferit Şahenk'ten sonra Mustafa Koç da Mehmet Ağar'ı ziyaret etmiş. Burjuvaziden has evlada vefa.     (Erkan Şimşek - ‏@itaatsiz)

Az gelişmiş ülkelerde siyaset hainlik/bölücülük üzerinden yürür. Sadık olmaya değer bir vatanda yaşamadığının itirafıdır aslında bu. (@mechulmuhayyil)

"Neşet Ertaş'ın cemevinden kaldırılma vasiyeti yoktu" diyenlere:
"Aram Tigran'ın Diyarbakır'a gömülde vasiyeti vardı da ne oldu?"
(Selami İnce - ‏@selamiince)

Osman Pamukoğlu Paşam yerel seçimler için iddialı açıklamalar yapmış. biriniz @serdarakinan ve Ekşi Sözlük ulusalcılarına müjdeyi versin. (@_ufunet)




- TARİH? -
@itaatsiz:   Devletlûler tarihin üstünü sahipleniyor. O yüzden ders kitaplarımız isyan eden dedelerimizin değil padişahların tarafında.
@erenegilmez:   Yoksul Anadolu köylüsünün kendini saraylı sanması, "ecdat" kavramı etrafındaki şizofreni başka nasıl açıklanabilir ki?


Ayşe Hür ‏- @HurAyse:   Fatih veya Bayezid, Anadolu'daki beylikleri ortadan kaldırırken;   Yavuz, Mısır Seferi'nde Sünnileri katletmedi mi sanıyorsunuz?


Osmanlı İmparatorluğu ve İslami gelenek:
Osmanlılar için İslam sadece bir araçtı. Cihad adinda bedava asker toplayip fetih adında yağmacılık için Sünni-Hanefi takıldılar (Kuran: Biz İslam olduk diyin!) o kadari bitti. Bunun lamını cimini yapmak cehaletten değil ise, ezikliktendir.
Osmanli camii yapmistir, adam toplayabilmek için. Köprü yapmistir ordu çabuk geçsin diye vs. Osmanlı 600 yıl hüküm sürmüş olmasına rağmen toprağa/insanlara hiçbir yatırım yapmamıştır Türkler veya müslümanlar için. Şu an Anadolu'da Türk-İslam tarihinden kalanlar, Osmanlı'dan önceki Selçuklu dönemine veya Osmanlı'nın bitirdiği diğer Türk beyliklerinden kalma. Bu basit gerçeği herkes görebilmesine rağmen Osmanlılar gururlu Müslüman, Türk vs atalarımız diye fantezi yapan "Türkler" hep olmuştur ve olacaktır.
(devamı için bkz: #21421071   -   01.01.2011, konjo, Ek$i Sözlük)


Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi Yobazları:
Osmanlı dönemi din elden gidiyor diyen yobazlarla, günümüzün Cumhuriyet elden gidiyor diyen yobazlarının ortak yönlerinin tespitidir bu. Her ikisi de katı ve tutucudurlar. Başka görüşlere töleransları yoktur. Doğruları sadece kendileri bilir. Doğru yol onlarınkidir. Herkes onlar gibi düşünmelidir. Gerektiğinde diğer insanları "dinsiz" ya da "cumhuriyet düşmanı" diye yaftalama hakları vardır bu iki grubun.
(la roche posay - 22.11.2009, Ek$i)





- Türk Medyası -
Acun Ilıcalı'dan gençlere tavsiye: "Okuduğunuz bölümün bir önemi yok ama üniversite bitirin, bu önemli" (Yorum: kendisi bitirememiş ama kazancı iyi:)
(Neslihan Acu - ‏@neslihanacu)
      (can ile canan:   Vasat insanların el üstünde tutulduğu bir toplumda bir diğer vasat yorum daha.   Perihan Mağden "Vasatlar imparatorluğu" gibi bir benzetme kullanmıştı, sadece medya ile sınırlı değil, her alanda.
Daha önce Türk Medyası ve internet haberciliği üzerine yazılarımda da geçmişti, bu ifadeyi burada bir daha not düşeyim:   Tr'de editör mekanizması içi boş, hakaret dolu ve/veya bilindik tekrarları yayınlarken; eleştirel üslup, akıl-fikire geçit vermez.)

Vasat insanlar. Ne kadar başarılı olursanız olun paçalarınızdan tutup sizi aşağıya çekmek isteyen çapsız insanlar   @hidirgevis HG20
(Cüneyt Özdemir - ‏@cuneytozdemir)



Arsivlik bir belge: Fethullah Gülen, kardeşinin vefat haberine gelen taziye dileklerine Zaman gazetesinden teşekkürlerini iletmiş.
@Dumanlie (Ekrem Dumanlı) resmi Twitter hesabından ilanları sözle de iletti. Fethullah Gülen Hocaefendi'den taziyelere teşekkür ilanı: http://zaman.com/anasayfa/hocaefendiden-taziyelere-tesekkur-ilani/2003571.htmlpic.twitter.com/1YDVUVDu



Newsweek'in kağıt baskıyı bitirme kararından sonra 'Yazılı basın öldü mü?' tartışmasını internette yapıyorsan zaten çoktan geçmiş olsun!
(Cüneyt Özdemir - @cuneytozdemir)

Gazeteler, alinti/link yapacaklara alenen sopa gostermis. Bunu yapacaklarina, miadlarini neden/nasil doldurduklari uzerine dusunselerdi.
(Naim Dilmener - ‏@renemliD)

Televizyonlu evlerde minik çocuklar yüzlerini günebakan misali hep televizyona doğru çeviriyorlar... böylece küçücükten çerçöple zehirleniyorlar:(   (Neslihan Acu - ‏@neslihanacu)



TMSF eski Başkanı ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Ahmet Ertürk:
28 Şubat'ta batan 25 bankadan 10'unun sahibi medya patronu


Serdar Kaya - ‏@derinsular :
Sene 1997. Genelkurmay, "Gerekirse Silah Kullaniriz" diye aciklama yapiyor. TSK-Bulteni-Gazete, mansetten duyuru yapıyor: Foto


Suna Vidinli® - ‏@SunaVidinli:   "Ahmet Şık & Nedim Şener icin kopartilan firtina Dogan grubuna dokunulmasin diyeydi, Aydın Doğan saglam strateji uyguladi."

AYDIN DOĞAN'IN 28 ŞUBAT SAZANLARI?
"Çoğu; gazeteci olmayan, sarı basın kartı bulunmayan ve hiçbiri gazetecilik nedeniyle işlenmiş bir suçtan tutuklu bulunmayan bir isim listesi etrafında kopartılan fırtınanın sonunda; Türkiye'de gazetecilerin tutuklandığı propagandasının uluslararası camiada alıcısı var artık. / Ahmet ve Nedim içinmiş gibi kopartılan fırtına Aydın Doğan'a ve tetikçilerine dokunulamasın diyeydi."   Yener Dönmez


‏Kimse de sormuyor; Aydın Doğan Meclis'te 28 Şubatı konuşurken niye "Rahmi Koç benden 40 kat daha fazla devlette etkilidir" dedi ki ?!
(@Kozmikodatv)

TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu'nun 28 Şubat Alt Komisyonu, medya patronlarını dinlemeye devam etti.   Aydın Doğan: "Emin Çölaşan yönetilemez hale gelmiş, bu gazetenin sahibinin de bana gücü yetmez demeye başlamıştı. Çıkardığıma da çok iyi ettim. Ben gidiyorum derdi; her seferinde 300 bin, 500 bin dolar verirdik."
      (nası bi saçmalık bu aq? -500 bin dolarlar götürdü? HAHAHAHAHA)



Bazı gazetecilerimizden alıntılar
Tufan Türenç: KİBİR, KİBİR, KİBİR...
"Kadın tesettüre girmiş sadece suratı yarım yamalak gözüküyor sonra da çağdaş olduğunu söylüyor" demiş bir köşeci. Adı: @tturenc
Başıma bir şey gelmeyecekse, Tufan Türenç'ten ve elitist Türki kibrinden tiksiniyorum desem?

‏Tufan Türenç gibileri, apolitik insanı ılımlı islamcı, ılımlı islamcıyı radikal islamcı, radikal islamcıyı intihar bombacısı yapar.   (@resatcalislar)


مصطفى آقيول Mustafa Akyol - ‏@AkyolMustafa:
Suriye Türk topçuları tarafından misilleme gereğince vurulmuş. İyi olmuş. Hükümeti tebrik ediyorum.


Ertuğrul Özkök, hala "12 Eylül darbesi oldu canımı kurtardım" diyebiliyor. Ertuğrul'un canı tehlikedeyse yaparsın darbe, 51 kişiyi asarsın! Olur biter.
Ertuğrul Özkök, "darbe komisyonuna" bir tek andıçtan utanıyorum demiş. Bir tek andıçtan utanmak için utanmaz bir gazeteci olmak lazım. (@senolkarakas)


Yazgülü Aldogan, "kamuoyunu yönlendirmekle görevli kisileriz" diyor Habertürk'te. Bu görevi kimden aldigini da açiklasa ya :/
(@lorinaryen)


Banu Güven:   "Başbakan'a mektup yazdım"


Roni Margulies, Radikal yazarı Ezgi Başaran'ın darbesever hezeyanlarına bir makale ile cevap veriyor:
Yüksek öğrenim görmüş parlak subaylar   (26.9.2012, Taraf)
"... sevgili Ertuğrul Özkök'ün kendi güzel elleriyle Radikal gazetesine yerleştirdiği Ezgi Başaran kardeşim..."


Metin Üstündağ - ‏@metinustundag:
kalemlerin az olduğu bir yerde / her şey kalemtıraş / herkes silgi!
ammaan ha / içinizdeki çocuğa dikkat edin de tecavüz etmesinler!