16 Ocak 2012 Pazartesi

"Ermeni Soykırımı"nı Tartışma Eşiğinde

Uzun zamandır yazmıyorum buraya. Köprünün altından çok sular aktı. Kişiselde kayıplar (üzerimde büyük etkisi olan teyzemi kaybettim), bitişler-yeni başlangıç hayalleri, korkular, ameliyatlar... Ülke gündemi derseniz her şey jet hızıyla alıp başını gidiyor. Çocukluğumun ellerinde olduğu teyzemin yoğun bakımdan çıkamayışı (Aralık 2011) ve tam o günlerde Ekşi Sözlük'teki bir olay (?) beni tekrar yazmaya teşvik edici oldu sanırım.


Mevzu: Ermeni Soykırımı
Hukuk eğitimi aldığını söyleyen ve hukuki yaklaşımlardan pek de hazetmediğini uzata uzata örneklendiren bir sözlük hacivatı ile iletişime geçtiğimde, cevapları karşısında hayretlerimi ifade edebilmem zor.


Kendi ifadesine göre; "çok şükür Allah korkusu olan", "bunun aksi insanlardan olmadığından, vicdansız şerefsiz sabit fikirli ve önyargılı olmasının mümkün olmadığını" beyan eden, "Müslümanlar katliam yapmaz" eşiğini çoktan aşmış bu sabit fikirli yazarın; ırkçı, milliyetçi, ulusalcı ve İslam soslu entry'si -tahmin edileceği üzre- Ekşi Sözlük haftanın en beğenilen entryleri listesine de girmiş.


Türk milleti adına, kendi ifadesi ile "dik duruş" sergileyen bu yazara benim gönderdiğim mesaj şu idi:
(#26717342) hukuktan nefret ettiğinizi söylemişsiniz ama kendi eleştirdiğiniz bakış açısını fevkalade yüklendiğiniz görülebiliyor. ekşi sözlük, hatta neredeyse tüm sözlükler milliyetçi yuvası olduklarından alkışlayanınız da boldur, şüphesiz. yalnız ben entrynizi "ermeniler bizden özür dilesin ve tazminat ödesin" diye bitirmemenizi yadırgadım, onu paylaşmak istedim. böylece daha tutarlı bir dik duruş sergileyebilirdiniz oysa.


Olayın "Hukuksal" boyutu üzerinde kafa yoran, hukuk eğitimi almış bu yazardan gelen cevaplara karşı yaşadığım şaşkınlıkların da etkisi ile, ilgili başlığa yazdığım entry şöyle oldu:
allah korkusu olan insanlar olarak orantısız bir katletmeyi, (müslüman halkı öldürmek veya zarar vermek gibi hiç bir eyleme karışmamış) yüzbinlerce masum insanın mallarına konmayı ve bir milleti kendi anavatınından söküp öldürüp uzaklara sürmeyi gerçekleştirebilecek kadar şerefli, yüksek fikirli ve önyargısız olanların savundukları ve akladıkları bir olay. çok şükür, ne mutlu ki milletimizin hukuk fakültelerinden osmanlı'nın dahi savunmadığı ayıplarını aklamak için seferber olacak kadar böylesi dik duruş sergileyen hukukçular fabrikasyon şekilde çıkış yapıyor.
------------------------------------------------------------------------------


Son günlerde, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde İnsan Hakları dersleri veren Prof. Anıl Çeçen'in açıklamaları da dikkat çekmekte:


"İnsan Hakları Sözleşmesi geçerliliğini yitirdi. Savaş hukuku uygulansın.... Göstericilere füze atılsın. 40-50 kişinin toplandığını uzaydan tesbit ettiğimiz anda, toplananları füze atıp imha edelim... Türklere doğum kontrolü yapılıyor ama yoksul Kürtlerin on çocuğu var. Ben araştırdım, Dünya Bankası bunlara para ödüyor. Ortada bir plan var" diyen bir hukukçu kendisi.

Böyle insanların hukukçu olduğu bir yer işte Türkiye.

"Halkımız cahil" mottosundaki eğitimli (pardon "yüksek öğrenimli") kitlemiz, bünyesinden gerçekten öyle bir hukuk ordusu çıkarmış ki; hele "milli meselelerimiz" kategorisi söz konusu olduğunda o derece sırıtan bir dinci-milliyetçi jargonları var ki...
O derece "dik duruş" sergiliyorlar ve bu arzın toplumda o derece talebi var ki...



  • Ekşi Sözlük başlığındaki şahsi görüşüm/entry'm şurada.
    ("entry" demezsek sözlüğü tanımıyorsun muamelesi çekilebiliyor, aman dikkat)
  • Anıl Çeçen hakkındaki bir yorumdan alıntı:
Ulu önderine borcunu ne yapsa ödeyemeyecek bir Kemalist. Ulu önder olmasaydı kendisi gibi birinin hukuk fakültesinde insan hakları dersi verdiği bu cumhuriyet olur muydu, olabilir miydi? Ya da ne bileyim Sabiha Gökçen gibi bir ulu pilotumuz mesela, olabilir miydi? Hepimiz çok şey borçluyuz ulu önderimize... Savaş hukuku, Cenevre Sözleşmesi, İç savaş saptaması filan benim bildiğim kadarıyla PKK'nın kabulünü talep ettiği şeyler. Sen ben keskin olmak adına "İç savaş ulan bunun adı" deriz de bir devlet yetkilisinin ağzından böyle şey duyamazsın. Çünkü neden, çünkü bu resmîleşirse PKK "savaşan taraf" statüsü kazanır. Bunu kazanınca da misal Akdeniz'de silah yüklü gemiye PKK bayrağı çekilince uluslararası sularda o gemiye kimse ilişemez. Hiç sanmam ama, bunu mu istiyormuş? Yok, değildir. Herhalde onun istediği TC'nin tek taraflı olarak "savaşan taraf" kabul edilmesi, Diyarbakır'ı bile bombalasa insanlık adına kimselerin "Şşşt alooo, n'apıyon bilader?" dememesi.
(mehmet ordekci. 12/01/2012, Ek$i)
.